Zihin Karmaşası | Söyleyecek Bir Şeyim Var
Her şeyin dönüştüğü bir dünyada konuşmamız gereken şeyler var.
Her şeyin dönüştüğü bir dünyada konuşmamız gereken şeyler var.
Episodes

Jul 27, 2025
Jul 27, 2025
19 min
Geçen hafta, paranın konvansiyonel ve İslami finansta nasıl farklı anlamlar taşıdığını tartıştık. Bu felsefi ayrım, dünyada birbirine rakip iki ayrı finans endüstrisinin oluşmasına sebep oldu. İslami finans, paradan para kazanmanın yasak olduğu, gerçek ekonomik faaliyetleri prensip edinen bir finans modelidir. Faizi dışlaması ve risk paylaşımına dayalı yapısıyla küresel finans sistemine etik bir alternatif sunar.
Bugün İslami finans sadece Müslümanlara yönelik bir finans modeli olmanın çok ötesindedir. Teknolojiyle büyümeye devam eden faizsiz finans, etik yatırım arayan herkesin alternatifi haline geliyor.
Ancak, faiz temelli küresel finans sistemi içinde yeterli enstrümanlara sahip değildir. Bu da operasyonel sınırlılıklar ve derinlik eksikliği gibi zorluklar yaşamasına sebep oluyor.
İşte bu noktada, teknolojinin dönüştürücü gücü, katılım bankacılığına nefes alabileceği bir alan yaratıyor. Özellikle yapay zeka (YZ) ve blockchain gibi dönüştürücü teknolojiler, İslami finansa bu zorlukların üstesinden gelecek araçları ona sunuyor.
Üretilen teknolojilerin her zaman felsefi bir derinliği olmuştur. Teknoloji, insanlık tarihi boyunca sadece sorunlara farklı çözümler üretmez. Evrene ve kendimize dair algılarımızın da kökten değişmesine sebep olur.
Bu bağlamda İslami finansın etik duruşu ve teknolojinin dönüştürücü gücü, sadece finansal işlemleri kapsamıyor. Aynı zamanda insanlık için daha dengeli bir değerler sistemini de beraberinde getirme potansiyeli taşıyor. Belki de aranan adil dünya, teknolojinin sunduğu bu imkanlarla, inancın ve inovasyonun kesişim noktasında yatıyor.
Bu bölümde teknolojinin, İslami finansı nasıl daha verimli, şeffaf, erişilebilir ve rekabetçi hale getirebileceğini tartışıyoruz. Ahlaki değerleri merkeze alan bir finansal sistemin geleceği nasıl inşa edebileceğini bu yayında derinlemesine inceliyoruz.
Sohbeti detaylarıyla Monolog'daki yazımda okuyabilirsiniz.
İyi Pazarlar..
Jul 27, 2025
19 min

Jul 20, 2025
Paranın İslami Seyri: Faizsiz Ekonomi Mümkün mü?
Jul 20, 2025
Jul 20, 2025
21 min
Baskın ekonomik modeli uygulayan ülkelerin paraya bakışı ile bir Müslüman'ınki arasında temel bir ayrım vardır. Parayı bir meta olarak gören kapitalizm, ondan ayrı kalmanın bedelini faiz olarak ister. Oysa İslam, paranın faiz getirisine karşıdır ve bunu haram kabul eder.
Bugün dünyada hayatı farklı algılayan iki finans sistemi var. İslami finans, risk paylaşımını ve reel ekonomik faaliyeti şart koşarken geleneksel sistemde faiz, paranın zamanla büyümesine dayanır. Ancak bütün mesele de burada başlıyor. Parayı, insanın inanç ve değerler sisteminde olması gereken yere oturtmak..
Faizsiz bankacılıkta yapılan bütün çalışmalar, akıl ile kalbin uyumunu sağlamak içindir. İslami finans, sadece bir hesap kitap meselesi değil; inançla eylemin uyumudur. Tıpkı helal gıda arayışı gibi, faizsiz para dolaşımı da manevi bir ihtiyacı karşılar.
Bugün, modern finans dünyasında inanç ve eylemin uyumunu esas alan İslami Finansı anlatmaya çalıştım. Faizsiz bankacılık nasıl işler? Geleneksel sistemden farkı ne? Ve en önemlisi 'helal kazanç' ilkesi küresel ekonomide neden giderek daha fazla ses getiriyor?
Sohbeti Monolog'daki yazımda daha detaylı okuyabilirsiniz.
İyi Pazarlar..
Jul 20, 2025
21 min

Jul 13, 2025
Jul 13, 2025
22 min
Melville’in ölümsüz eseri Moby Dick, yalnızca bir balina avcısının hikâyesini değil; tutkuyu, intikamı ve Tanrı’ya meydan okuyuşu anlatır. Kaptan Ahab’ın beyaz balinayla ölümcül mücadelesi, aslında hepimizin içindeki doğayla inatlaşmayı anımsatır. Kendi ellerimizle ince ince ördüğümüz kaderin ipleri, tıpkı Moby Dick’te olduğu gibi, bir gün bizi aşağı çekecek şekilde ayağımıza dolanır.
Deniz, sınırsız derinlikleriyle, bilinmezliğiyle ve sonsuz fısıltılarıyla insanı her zaman büyülemiştir. Kimi için bir kaçış, kimi için bir meydan okuma, kimi içinse kendi ruhunun aynasıdır. Peki ya bu engin mavilikler, sadece bir su kütlesinden ibaret değilse? Ya inançlarımızla, sorgulamalarımızla, hatta isyanlarımızla iç içe geçmiş devasa bir sembolse?
İnsan ruhu da yüzeyde okyanuslarda olduğu gibi sakin görünür ama derinlerinde bambaşka bir dünya yatar. Neşeli gördüğümüz bir insanın tebessümünün altında, açıklanamaz bir lanet veya içsel bir çatışma yatabilir. Bu çatışmalar insan ruhunu öylesine yıpratır ki, onu Tanrı’ya karşı çaresiz bir isyana sürükler.
Bugün, Herman Melville'in ölümsüz eseri 'Moby Dick'i analiz ediyoruz Kaptan Ahab'ın beyaz balinaya duyduğu saplantılı nefretin sadece bir intikam hikayesi olmadığını, aksine insan doğasının derinliklerine, kaderin gizemine ve belki de Tanrı'nın sessiz adaletine dair kadim bir sorgulama olduğunu tartışıyoruz. İsmail'in hayatta kalışıyla başlayan bu hikayede, Yunus Peygamber'in balinanın karnındaki yalnızlığından Eyüp'ün isyanına; insanlığın kendi sınırlarını zorlayan arayışlarından, doğanın kayıtsız gücüne uzanan düşünceleri sorguluyoruz.
Deniz, bizi neden çağırır? İnsan ruhunun karanlık derinlikleri, bizi nerelere sürükler? Ve nihayetinde, kendi yarattığımız kader iplerine nasıl dolanırız?
Güzel bir Pazar günü için podcasti dinleyin ya da Monolog'da daha detaylı olarak okuyun.
İyi Pazarlar..
Jul 13, 2025
22 min

Jul 6, 2025
Budizm: Sadece Bir Din Değil, Bir Yaşam Yolu
Jul 6, 2025
Jul 6, 2025
23 min
Gotama Buddha, sözlerinde aydınlanmanın peşinden koşmak için değil, iyiyi aramak için saraydan ayrılıp doğaya karıştığını belirtir. Bu "iyi” iyinin ve kötünün ötesindedir. O, 29 yaşında ayrıldığı saraydan 80 yaşında Kusinagar'da ölene kadar en iyi nasıl yaşanacağını aramıştır. Başkalarının ne yaptığı değil, kişinin hakikati araması önemlidir. Herkes kendisi için gerekeni yapar.
Doğu maneviyatında fiziksel dünya, Batı'da olduğu gibi salt madde değil, zihin ve bedenin koşullu birlikteliğidir. Kuantum fiziğinin gösterdiği gibi, gerçeklik algımızın ötesine uzanan bu derinlik, Buddha'nın duyuların yanıltıcı olduğunu anlatan acının soylu nedeni (Samudaya) gerçeğine de güzel bir göndermedir. Bu gerçek Batı'yı ve Doğu'yu birbirine yaklaştırır ve birbirlerinin göremediği gerçeği görmelerini sağlar. Belki de insanlığın aradığı evrensel huzur bu farklı yöntemlerin diyaloğunda yatıyordur.
Konu inanç olunca günlerce konuşulabilir. Oysa kişisel inanç söz konusu olduğunda, Budizm'de olduğu gibi insan biraz içine dönmelidir. Kısacası insanlar biraz yalnız kalmayı öğrenmelidir. İnsanın iç huzurunu yakalaması için içindeki cevherden başka birine ihtiyacı yoktur. En büyük cehennem arzulara bağlılık, cennet ise zihinsel kurtuluştur. Bu bağlamda, herkes kendi cennet ve cehennemini yaşar.
Kutsal birini anlatmak, çevresi efsanelerle çevrili olduğu için gerçekten çok zor. Özellikle üzerine yeni eklemeler yapıldıkça birçok efsane ve mitin arasında doğruyu yakalamak bir tarihçi için oldukça yıpratıcı olmalı. Peygamberler veya bir öğretinin kurucuları, bütün insanlığın içindeki saklı düşünceleri dile getirebildiği, hakikati kavradığı için tanrılaştırılırlar. Ancak renklendirmelerin ve kutsallaştırmaların arasında gerçeği görmek de bir o kadar zorlaşır.
Ne var ki zaman ilerledikçe unutan bir hafızaya sahip insan için mucizelerin varlığının geçerli bir sebebi var. Zamanla hafıza arasındaki bu ters orantı, tıpkı geçen hafta tartıştığımız gibi, inançlarımızı canlı tutan mucizeleri bizim açımızdan gerekli kılar. Bu dinleri kuranlar bugünleri görebilselerdi, öğretilerinin bu şekilde yorumlanmasına herhalde hayret ederlerdi. Bununla birlikte inançların bu kadar diri kalmasında da efsanelerin büyük payı olduğunu anlarlardı.
Bu hafta Siddartha Gotama, yani Buddha'yı anlattım. Binlerce yıl önce, kadim bir diyarda hayatın ve acının anlamını sorgulayan ve yol arayışında varoluşun sırlarına bir bodhi (incir) ağacının altında ulaşan Buddha’nın ölene kadar sürdürdüğü hakikat yolculuğunu öğrenmek için lütfen podcasti tıklayın.
İyi Pazarlar..
Not: Sohbeti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz.
Jul 6, 2025
23 min

Jun 29, 2025
Tarih Ne Kadar Nesnel Olabilir?
Jun 29, 2025
Jun 29, 2025
17 min
Tarih bilimi, doğaüstü olaylara yaklaşırken onları rasyonel bir yapıya oturtmaya çalışır. Anlatılan mucizelere makul, doğaüstü olmayan, fiziksel ve sosyal yasalara uygun bir açıklama bulmayı hedefler. Burada tarih, mucizelerin varlığını inkar etmez, sadece onları tarihsel araştırma kapsamının dışında tutar.
Kutsal bir kişilik, gerçek kabul ettiğimiz anlatıların aslında üzeri mucizelerle örtülmüş bir halidir. Dokunmanın yasak ve sorgulamanın saygısızlık kabul edildiği mitlerden ibarettir.
İnsandaki bu yüceltme eğilimi, gerçeğin her zaman bir sis perdesinin ardında kalmasına neden oluyor. Bu durumla inanç dünyasının dışında da sıkça karşılaşıyoruz. Örneğin bazı siyasi liderlerin veya ulusal kahramanların eksiklerini görmezden gelebiliyoruz. Bu durum, hayatın her alanında, gerçeğin aslında ne kadar yanlı bir hikaye olduğunu açıkça gösteriyor.
Bir tarihçinin karşılaştığı en zor durum, geçmişi en gerçekçi haliyle ortaya koyabilmektir. En gerçekçi diyorum çünkü saf gerçeği yansıtmak imkansızdır. Tarihin yazıldığı anda binlerce değişken iş başındadır ve bazıları bir daha ulaşılmamak üzere yok olurlar. Kısacası geçmişte yaşanan her ayrıntıyı, her düşünceyi ve her hissi birebir yeniden yaratmak pratikte mümkün değildir. Bu sebeple tarihi, elde kalan kısıtlı malzemeyle görebiliriz ve ona uygun yorumlarız.
Teknoloji bizi gerçeğe yaklaştırıyor mu, yoksa durum daha karmaşık bir hâl mi alıyor? Ve belki de en önemlisi, biz neden bu masallara, bu mucizelere ihtiyaç duyuyoruz?
Daha fazlasını içerikte bulabilirsiniz. Dilerseniz sohbeti Monolog'da daha detaylı okuyabilirsiniz.
İyi Pazarlar..
Jun 29, 2025
17 min

Jun 22, 2025
Jun 22, 2025
19 min
Bu bölümde insanlık tarihi boyunca, farklı coğrafyalarda, farklı liderlerin elinde bambaşka biçimler alarak defalarca tekrarlanan evrensel bir stratejiyi, “Davut’un Sapanı”nı anlatıyoruz. İsrail'in varoluş felsefesini ve politikalarını şekillendiren o 'Davut'un Sapanı' nedir? Ve en önemlisi, bu kadim strateji, Ortadoğu'ya, hatta Dünya’ya barışı da getirebilir mi? Bu konulara değiniyoruz.
Sohbeti daha detaylı olarak Monolog'daki yazımda ele aldım.
İyi Pazarlar..
Jun 22, 2025
19 min

Jun 15, 2025
Jun 15, 2025
18 min
Hızla değişen dijital dünyamızda, her gün milyonlarca soru soruyoruz. Google'a, Siri'ye, yeni nesil yapay zeka asistanlarına... Ama bu sorular, sadece bilgiye erişimi sağlamıyor. Sorgulara aldığımız cevaplar bizi ve toplumu aynı zamanda dönüştürüyor. Sundar Pichai'nin Lex Fridman'a verdiği cevaplar, aramaya yapay zeka dahil oldukça soruların anlamının değişeceğini anlatıyor. Yakın gelecekte sorgularımıza cevap almaktan daha çok akıllı soruların dönemi olabilir.
Bu bölümde, arama motorlarının evrimini ve bu evrimin hayatımızı nasıl iki katmanlı bir web'e bölebileceğini konuşuyoruz. Arama çubuğu, sandığımızdan çok daha fazlasını gizliyor.
Sohbeti daha detaylı olarak Monolog'daki yazımda okuyabilirsiniz.
İyi Pazarlar..
Jun 15, 2025
18 min

Jun 8, 2025
Jun 8, 2025
16 min
Fizik yasaları, uzay-zamanın derinlikleri ve galaksileri bir arada tutan o gizemli kuvvet.. Kütleçekimi bizi Dünya'ya bağlıyor, ama aynı zamanda akıl almaz bir yolculuğa çıkarıyor. Öyle ki, evrenin en ekstrem noktalarına, yani karadeliklere kadar uzanıyoruz.
Belki de bildiğimiz her şeyin ötesinde, bu karadelikler sadece bir sonu değil, aynı zamanda yeni bir başlangıcı anlatıyor olabilir. Karadelikler, yaşamın kendisinin, devasa bir kozmik döngünün sadece bir parçası olduğunu düşündürüyor.
Bu bölümde “Bugün, bir karadelikte mi yaşıyoruz?” sorusunun peşinde, bilimsel teoriler ve cesur spekülasyonlar arasında bir yolculuğa çıkıyoruz. Düşündüğümüzden çok daha farklı bir gerçekliğin kapılarını aralıyoruz.
Sohbeti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz.
İyi Pazarlar..
Jun 8, 2025
16 min

Neden Buradayız?
Sahip olduğumuz değerler değişiyor ve yenilerini kazanıyoruz. Mesela yapay zeka diye hayatımıza yeni bir kavram giriyor. Felsefeden matematiğe, cinsiyetten iklime kadar tüm alanlarda yapay zekaya bir başlık açıyoruz.
Bizi diğer canlılardan farklı kılan özellik çevreyi kendimize göre değiştirebilmemiz. Bunu da ateşten tekerleğe, sabandan buhar makinesine kadar ürettiğimiz teknolojilerle başardık. Aynı şeyi bugün yapay zekayla yapıyoruz.
Teknoloji çağı, eski dönemi kapatıp hepimize yeni bir başlangıç yapma fırsatı sunuyor. Dünyanın yakıcı sorunlarına yeni teknolojik araçlarla çözümler üretebiliyoruz. Mesela kadınlar, teknolojideki gelişmelerin sonucunda ortaya çıkan fırsatları değerlendiriyor. Cinsiyet ayrımcılığı, yavaş yavaş sorun olmaktan çıkıyor. Öte yandan iklim sorunu, yapay zeka teknolojileriyle şiddetini azaltıyor. Verinin yönettiği dünyada hepimiz birbirimize daha sıkı bağlanıyoruz. Her şeyin hızla değiştiği böyle bir dünyada yeni bir kültür ve ortak bir tarih yaratıyoruz. Ancak her dönüşümde olduğu gibi, her şey birbirine yaklaştıkça zihnimiz her zamankinden daha fazla konuşuyor.
Birçok sorun çözülürken, yeni dönem yeni sorunlarla beraber geliyor. Makine zekasının arttığı, süper zekaya doğru, öngöremediğimiz bir dünyaya adım atıyoruz. Teknolojinin hızı, bizi ufku belirsiz yeni bir dünyayla tanıştırıyor. İnsanlık yeniden doğuyor dersek herhalde yanılmayız.
Son çeyrek yüzyılda yarattığımız bilgi, neredeyse tüm insanlık tarihinde yarattığımızdan daha fazla. Böyle bir bilgi bombardımanı altında zihin dünyamız değişiyor. Saniyede binlerce algı uyandıran böyle bir çevrede zihin karmaşası yaşamamız çok normal. Böyle bir kaosta da söyleyecek bir şeylerimiz olmalı. Zihin Karmaşasında bunları konuşuyoruz. Bizi yakından ilgilendiren sorunlar hakkında farklı bir bakış açısı yakalamaya çalışıyoruz. Bize değer katacak yeni fikirler yaratma çabasındayız. Her şeyin belirsiz olduğu bir zamanda, gözümüz kapalı el yordamıyla ilerlerken birbirimize gerçekten çok ihtiyacımız var.
Zihin Karmaşası'nda paylaştıklarımızı, www.monologblg.com adresinden de takip edebilirsiniz.








